14 Ocak 2011 Cuma



Selam! Ben Bal!

Annem bir süredir çok meşgul olduğu ve neredeyse kendine bile zaman ayıramadığı için blog işini bir süreliğine ben ele aldım. Ha sakın endişelenmeyin, annem tabii ki yazmaya devam edecek, blogunu ve okurlarını terketmiş değil! Ama biliyorsunuz ki turne zorlu geçiyor, başlarına ek yarışmalar çıktı ve yarın da evleniyor! Görseniz tam bir sinir küpü! Düğün Tallinn'de olacak ama annem hala Madrid'de parça kaydında. Gelinliğinin son provası daha yapılamadı, mekan hazırlıkları bitmedi, daha bir sürü aksilik var. Halledilmeyecek şeyler değil ama anneme olabildiğince yansıtmamaya çalışıyoruz işte. Kadıncağız bir de ona gerilmesin değil mi ama?

Şimdiiii...
Biz ne yapıyoruz?
Bir kere, bir hafta öncesinden hem Mumcu hem de Çobanoğlu ailesinin cabbar cevval evlatları olarak operasyon yerimize (arkadan Mission Impossible müziği girsin lütfen!) geliş yaptık. Ben, bu aralar sırtım -neden bilmiyorum- ciddi şekilde ağrıdığı için çok fazla ağır işin altına giremiyorum. O yüzden ne kadar içeri dışarı koşturmaca mevzuu varsa hepsini sevgilim ve aynı zamanda Buse'nin oğlu olan Hiro'ya yükledim.
Summer (Paris'in kızı) ve ben oturmuş harıl harıl Tiffany'den gelen kutuların üzerine konukların isim etiketlerini yazıp iliştirmekle uğraşıyoruz. Deniz ve Alain, şehir aşırı kuryelik görevini üstlenmiş durumda. Becerikli Mariela (Hande'nin kızı) çiçeklerle, Serenity ise organizatörün kaprisleriyle ilgileniyor. Yani aşağı yukarı her işi kotardık gibi. Eh, bir de annem sürekli telefon açıp talimat vermese ya da akıl öğretmese çok daha iyi olacak ama ne yapalım!? Düğün onun düğünü. Ama artık yeter yani, evlenmesin bir süre. Yorulduk yahu!

Gene belim tuttu...
17 yaşındayım ama romatizması tutmuş seksenlik nineler gibi oldum birden! Acaba gece ters bir hareket filan mı yaptım?
Hiroo??
Hayatım azıcık şöyle bel kemiğine doğru ovalasana!