Boşanma sancıları, yavru Bik'in büyüme sancıları, konser sonrası ayak-bel-boyun üçlüsü sancıları derken epey sancılı bir süreç geçirdim, itiraf ediyorum, bizde yalan yok!
Bu yorucu zaman zarfında, bir süredir yanımda olan çok özel bir insan var. Ben yokken gözümü arkada asla bırakmayan, yorgun argın kendimi kanepe tepesine atınca o maharetli elleriyle mis gibi kahveler pişiren, pek de iyi masaj bilen... Hanım hanımcık görüntüsünün altında, mübarek bir dişi panter!
Hal böyle olunca benim de Pınar'ın parmağına yüzük geçirmem pek uzun sürmedi.
Ama bugün yorgunluktan şişme kısmı bana değil, sevgili kuzuma denk geldi.
Neden mi?
Aynı eve çıkmaya karar verdik. İşin tüm taşınma külfeti de Pınar'ıma kaldı.
Peki soru; iki kadın aynı eve taşınmaya karar verirse ne olur?
Cevap açık: Her mekan dar gelir, bir türlü sığışılamaz.
Aslında ev bulmak pek zor olmadı. Tur menajerimin erkek kardeşi, İstanbul'da bir emlak ajansı işletiyor. Bizim nişan haberini ve ortak bir mekan arayışımızı duymuş, ellerindeki bazı satılık ve kiralık villaların fotoğraflarını mailime yollamış.
Bu haftayı Pınar'ımla evleri inceleyerek ve eleme yaparak geçirdik.
Yok işte bu çok minimalist, bu çok vintage... Ben klasik insanım, Pınar modern. Benim elim ne kadar oymalı kakmalı kokoş şey varsa ona gidiyor, kuzucuğum ise hep sade, düz, kübik şeyleri seçiyor... Neyse ki ortada buluşmamız çok zor olmadı. Evimizi bulduk.
Bulmasına bulduk da, eşyalarımızın taşınması, gerekli bazı şeylerin alınması gibi işlemler ciddi zaman aldı. Ve üç katlı kübik mimarili villamızın yerleşmesi, düzenlenmesi, temizlenmesi gibi tüm işler, ben turnede olduğum için tamamen benim zavallı sevgilime kaldı.
Ama kadın eli değmiş olduğu nasıl da belli oluyorr...
Başlayalım.

Salonumuz. Hem kokoş hem modern. İkimize de hitap ediyor. Zaten içinde mor olsun da ne olursa olsun modundayım biraz:)

Yemek odamız ve mini barımız. Mutfak da içinde. Mis gibi şehir manzarası var. Pınar buraya bayıldı. Ama yerler hala gözüme çok boş geliyor, zebra postu atasım var. (gerçek post kullanmam tabii ki!)

Çalışma odası. İkimiz de aynı anda işlerimizi halledelim diye böyle düşündük. Fena da olmadı açıkçası, insana enerji veren modern bir yapısı var.

Yastıklarım olmadan asla!

Bu yatak odası fikri aslında bana ait. Kızılderili çadırı gibi birşeyler yaptık. Yer yatağı konseptini oldum olası sevmişimdir zaten, böylesi de pek güzel oldu. Tavan arasını kullanabilmenin nimetleri!

Bu da yatak odasının karşı tarafı. Önü minik bir terasa açılıyor, görür görmez "Mangal yapmalıyız!" dedim!:) Bence burası evin en güzel kısmı.

Benden başka romantizm kokusu alan var mı? Zincirli hamak ve şarap! Bu odayı ilerde başka amaçlar için kullanabiliriz belki, benim kafamda enstürmanları yerleştirmek gibi birşey var.

- Biraz küçük ama...
- Deli misin harika buu!!!!! Hem ufak olması iyi su masrafı az olur temizliği kolay olur!
- Pınarr?
- Ayyy, içime ev kadını kaçtı! :S