Bugün sabahtan beri o kadar iş hallettik ki, dönüp bakınca kendim bile şaşıyorum.
Bir kere laptop kucağımdan, telefon kulağımdan hiç düşmedi.
İlk işim tur otobüsünün rotasının ve ikinci turnenin ilk konserlerinin ayarlanması için talimat vermek oldu. Bir süre tarihler ve zamanlama nedeniyle yoğun bir e-posta trafiği yaşandı, ama sonunda tüm güzergah rayına oturdu.
O arada iki prova yaptık. Sabahın sekizinde Ayşegül'ü yataktan sürükleyip stüdyoya sokmak pek kolay olmadı ama, Ryan'a mızıkçı gözükmemek için pek ses etmedi. Şarkılarımızı gözden geçirdik, enstrümanlarımızı akord ettik, sahnede mükemmel olabilmek için tekrar üzerine tekrar geçtik. Başta bas gitarımı elime alınca paslandım mı diye biraz endişe etmedim değil... Ama provanın ilk on dakikasından sonra ritmler parmaklarımın arasından yine eskisi gibi dökülmeye başladı. Ne garip! Tıpkı bisiklete binmeyi ya da yüzmeyi hiç unutmamak gibi...

Bu arada hallolan bir başka iş de, bir senedir kullanılmayan on sekiz tekerlekli tırımızın içinin toparlanması oldu. Portatif yataklar düzenlendi, banyo ovuldu, buzdolabının içi dolduruldu, içkiler alındı... Ha, sakın benim bunların tek tek başında durduğumu filan düşünmeyin! O işin altından da dört adet cevval cabbar kişisel asistan kalktı.

Öğleden sonra eve döndüğümüzde ufaktan toparlanmaya başladık. Asistanlarımdan biri, o arada koşturup turne için sipariş ettiğim yeni kostümleri almıştı, onları tek tek giyip kontrol ettim, sonra da tur otobüsünün arka tarafındaki taşınabilir askılıklara dizdirdim.

Ardından işin esas zorlu kısmı başladı.
İnsan evinden yaklaşık bir sene uzak kalacaksa, sağlam valiz hazırlaması gerekiyor.
Tedarikli olmak gerekiyor, hiçbir şeyi atlamamak gerekiyor. Gerekiyor da gerekiyor. Bu nedenle öğleden sonra benim odam resmen yangın yerine döndü. Aradığımı bulamaz, yığdıklarımın içinden çıkamaz, çıkarttıklarımı yerleştiremez oldum.


En sonunda "en azından" hangi tişörtleri götüreceğime karar verebildim.
Ayakkabı kısmı hala muamma.
Durum şimdilik bundan ibaret. Saat yediye geliyor, bir saat sonra son provamız var ve gece yarısı sona erecek. Artık şu son bir saatlik zaman dilimini yavru Bik'imi koklayarak ve dondurmalı pastamı yiyerek geçirmek istiyorum.



