30 Nisan 2010 Cuma

İstanbul'a Dönüş

Aslında ayaklarım geri geri gidiyor, ama yapılacak çok da fazla birşey yok. Dört gün içinde turnemiz başlıyor ve benim de son hazırlıkları iki ayağım bir pabuca girmeden (artık nasıl olacaksa) tamamlamam gerekiyor.
Alan'ın ve Zühre'nin dairelerine yayılmış olan eşyalarımı toparladım. Bir hafta içinde nasıl böyle dağılabildim anlamıyorum! Ceketim bir evden çıkıyor, stilettolarım başka evden! Kobe'ye şükür minik Bik'in tüm eşyaları tek çantadaydı da, biberon nerde, emzik nerde sorunsalına girmekten kurtuldum!

Bu arada belirtmem lazım, halen havadayız ve ben jetlagin feriştahını yaşıyorum. Singapur'dan ayrıldığımızda geceydi, İstanbul'a indiğimizde de hava çoktan kararmış olacak. Bir daha Bikem'i bu kadar uzun uçak yolculuğuna çıkartmayacağım. Yol dört saat, ama yine de kıyamıyorum kızıma, ne yapayım...

Ayaklarım yere değince beni bir dolu iş bekliyor. Önce Ayşegül'ün yetenek durumunun nasıl olduğunu kontrol edeceğim. Ardından hızlı bir prova temposuna girip ilk konser öncesi olabildiğince hazırlıklı olmamız gerekiyor. Şimdilik kayıtlık bir durumumuz yok, ama bu konudaki görüşmelerimi de menajerimle tamamlamalıyım. Bu arada sahne kıyafetlerinin hazırlanması, tur otobüsünün elden geçmesi gerekiyor. Ha, bir de minik Husky'm Bik'imin aşıları var. Türlü türlü şehir gezeceğiz, kızımı da ardımdan İstanbul'da bırakacak değilim herhalde...

Sadece dört gün daha Bikem. Sabret. Sonra bir daha kırk küsür gün İstanbul'un yüzünü görmeyeceksin.