Ara sıra beni sinir krizine sokacak dramalar yaşansa da, hayat sonunda yoluna girdi gibi.
Geçtiğimiz hafta neler oldu kısaca bir göz atalım...
37 yaşına bastım. "Ayol kırkıma merdiven dayadım haalaaaa çıtırım" geyiği yapacak değilim, artık çıtır mıtır değilim. Çoluğum çocuğum torun tombalağım var. Ama Kobe'ye şükür gayet sağlıklıyım, hala sahnelerin tozunu attırıyorum, yaşıma göre gayet iyi ve formda bir vücudum var, üstelik bilmem kaçıncı kocamı alıyorum!
Evet, Ezerhan'la nihayet nikah tarihini ayarlayabildik. Onun turnesi, benim turnem, günlük meşguliyetler derken bir türlü becerememiştik şu işi. Malum, ailecek düğün mevsimindeyiz, aradan bunu da çıkartmak lazım. Gerçi ne giyeceğim ne yapacağım bilmiyorum açıkçası. Ona da ayrı bir alışveriş düzeni yapmak lazım.
Düğün demiştik değil mi? Deniz ve Bikem hayatlarını birleştirdiler, bu birlikteliklerini de nurtopu gibi bir bebe ile taçlandırdılar. Yeni torun yolda, Deniz sevinçten delirmiş vaziyette! A, tabii Şafak ve Yuu'yu da unutmamak lazım, onların da nikah masasına -yeniden- oturmasına 20 saatten az bir zaman kaldı, üstelik Yuu da hamile! Gerçi Ecem artık ailenin en küçüğü olmayacağı için ciddi anlamda depresifleşti ama olsun. Ben onun da çaresini biliyorum! (büyükannenin havuçlu keki! çaktırmayın!)
Bir diğer düğün haberi de Cem'den. Geçen gece Özlem'le saat 11'de kapımıza alacaklı gibi dayandılar. Bizim de Pınar'la erken yatacağımız tutmuştu, ne oluyor diye fırladık haliyle. "Biz evleniyoruz!" demezler mi! Pınar kalpten gidiyordu! E malum Cem benim oğlum, Özlem de Pınar'ın kızı. E Pınar benim eşim!? Velhasıl biraz garip bir durum ya neyse... Önemli olan mutlu olmaları. Hem Cem Özlem'den iyisini mi bulacak yani?
Ama laf aramızda Özlem de günlerce Cem'in evlilik teklifine cevap vermemiş, bizimkisi heyecandan, meraktan, stresten delirmiş:)
Dedim ya çok hareketli bir hafta diye. Bu tempo ilerleyen günlerde de devam edecek gibi görünüyor.
Aslında benim kafamda tüm bu tantana bittikten sonra herkesi toplayıp bir aile pikniği yapmak var ya dur bakalım...