Dört gün önce, İstanbul'un sinirine stresine ve bende yarattığı psikolojik baskıya dayanamayarak Singapur'a, Simin, Züzü ve Alan'ın yanına kaçtım. Ben Zühre'nin evine direkt gittim yerleştim, o arada Simin'in doğum günüsünü kutladık, yemeklere çıktık, paso gezdik. Öyle ki o arada iki kilo almışım, burası kayıt dışı olsun lütfen!
Tüm bu eğlence ve curcunanın arasında kafamı esas meşgul eden sorunları da yokedemedim henüz. Mevzu başlıktan da anlaşılacağı üzere Kara'yla ilgili. Zaten anlamamak, sezmemek için aptal olmak gerekir.
Yaklaşık üç yıl süren uzunn nişanlılık süremiz boyunca, Kara'nın sayısız kadın arkadaşına denk geldim. O da benim erkek arkadaşlarıma. Evlenmeye karar verdiğimiz zaman, bu arkadaşlarıyla görüşmeye devam edebileceğini, buna asla karışmayacağımı, ancak çizgiyi aşmaması gerektiğini söyledim.
Söylemesine söyledim de, son bir haftadır yaşananlar artık başka şekilde yorulacak ya da yenilip yutulacak cinsinden değil.
Geçen gün, bir yalan yakaladım. Hayatta en katlanamadığım şey aptal yerine konmaktır, o an kanımın beynime çıktığını hissettim. Çünkü kocam, alenen bir başka kadınla aynı yatağa girmişti.
Sonrası "sarhoştum, hatırlamıyorum, farketmedim, yapma dedim dinlemedi" tipi kırk tane özürle geçti. Atladım Singapur'a geldim.
Yakın arkadaşlarımdan gelen telefonlar, meydanın tabir-i caizse boş kaldığının o kadar açık bir göstergesiydi ki! Bir anda yemekler, blog yorumlaşmaları havada uçuşmaya başlamış meğer. Sonrası malum. Telefonda saatler süren uzun bir kavga.
- Haddini aşma!
- Esas sen beni böyle saçmalıklarla itham edemezsin!
- Sen sütten çıkma ak kaşık mısın?!
- Uzak dur benden!
- Uzak olmak için buraya geldim zaten!
Filan, falan, filan, falan...
Atışmanın ardından telefonu kapatıp, sessizlikle başbaşa kaldığımda düşünmekten kendimi alamadım... Yanlış olan neydi?
Evli bir kadının kocasını paylaşmak istememesi mi?
Kocanın rahat duramaması mı?
Eli ayağı rahat durmayan arkadaşlarına "Hanımlar ben evliyim" diye sınır çizememesi mi?
Hatır gönül kırmamak adına karısını kırması mı?
Yoksa ben en baştan despot kadın yerine anlayışlı kadın olarak bu zemini kendim mi hazırlamıştım?
Ben mezhebi geniş bir insan değilim. Benim olan benimdir. Ha, eğer öyle değilse o zaman isteyen alabilir. Benden bu kadar.
Daha fazla aptal yerine konmayacağım.
Aşkın ömrü üç yıldır derler, sanırım biz son kullanma tarihimizi doldurmuşuz.
Evettt... Sanırım önce avukatımı arayıp sonra da adliyeye uğramam gerekiyor.


