18 Mart 2010 Perşembe

SSS Bik

Bugün kendime ve bloguma dair sıkça karşılaştığım soruları kümülatif cevaplamak istiyorum.

- Blogun çok güzel, ama neden böyle birşeye ihtiyaç duyduğunu anlamıyorum.
- Farklı şeyler üretmeyi ve paylaşmayı seven bir yapım var. Hayalgücümü zorlamak hoşuma gidiyor.

- Rol yapma ve gerçeklik arasında çok fark var, biliyorsun değil mi? Öyleyse rolünü neden oyun platformunun dışına taşıyorsun?
- Evet, durumun gayet bilincindeyim. Ancak kısıtlı alanlar beni daraltıyor. Anlatmak istediklerimi karakter sayısıyla sınırlamak, fotoğraf yükleyip metin içi sayısız link vermek beni rahatsız ediyor. Hem ortaya koyduğum blogun, aslında oyun içi yazılan bloglara nazaran hiçbir konsept farkı bulunmuyor. Sadece görsellik açısından daha zengin. Neden daha fazlasını istemeyeyim ki?

- Taklitçilerin seni rahatsız etmiyor mu?
- Her insan bir olgunlaşma sürecinden geçer. Başta tarzımı, yaptıklarımı, jargonlarımı kopyalayanlar beni rahatsız ediyor, ben de o öfkeyle önüme geleni tırmalıyordum. Ancak Bikem artık belli bir yaşın insanı, hayatta belli şeyleri başarmış, öyle ya da böyle bir yere kimseye el açmadan gelebilmiş özgün bir kişilik. Sadece bir tane Bikem olduğuna göre, kalp kırmanın ya da rencide etmenin de bir anlamı yok, değil mi?

- Ya blog akımına uyup kendine site açanlar?
- E güzel birşey tabii. Birilerine ilham verebilmek, bir akımın öncüsü olabilmek gayet güzel. Bunun oyun kütüphanesi tarafından onaylı olması ise ayrıca gurur verici. Ancak gelin görün ki, oyunda 700-800 günü deviren, farkındalıkları olan karakterlerin konsept, olay ve anlatım dilini birebir kopyalaması son derece rahatsız edici.

- Neden?
- E bu insanlar artık çaylak değil. Ne nedir ne değildir aşağı yukarı biliyorlar. Farklı konular üretmek, bu konular hakkında yazmak ve değişik materyaller kullanmak varken hazıra konmak niye? Sonuçta Popmundo platformu bize son derece zengin bir içerik sunuyor. Hangimizin hayatı birbirine benziyor ki?

- Çaylaklara duyduğun öfkenin sebebi nedir? Sonuçta sen de çaylaktın.
- Kızıyorum, çünkü yeni nesil Popmundo oyuncularında son derece rahatsız edici davranışlar gözlemliyorum. En başta saygısızlık. Karşısındaki asker arkadaşıymış gibi hitap etmeler, istediğini elde edemeyince küfür, burnu havadalık... Okumamak... Dilenme kültürü de cabası.
Evet, biz de çaylaktık ama, bir sorumuz ya da sorunumuz olduğunda cevaplar için forumu talan eder, sabır gösterir, araştırma yapar, birine birşey sormadan evvel kırk kere düşünür ve mesafemizi daima korurduk.

- Yeni nesil oyunculara karşı tutumun genelde nasıl?
- Sabrımı korumaya çalışıyorum. "Bana kitap al, bana borç ver" gibi emir kipli mesajlara tepkim sert oluyor. Ancak karşımdakinin gerçekten zor durumda olduğunu, ihtiyaç duyduğunu hissedersem ve mesaj kibar bir dille yazılmışsa muhakkak yardımcı oluyorum.

- En çok hangi konularda mesaj alıyorsun?
- Gruba gelmek isteyenler oluyor. Daha ben ağzımı açamadan yeteneklerini sıralamaya başlıyorlar. Bunun dışında aşağı yukarı her gün karşılaştığım kitap-para talepleri ve tanışmak isteyenlerin mesajları...

- İstanbul'dan nefret ettiğini her fırsatta dile getiriyorsun...
- Doğru. İstanbul, en kalabalık nüfuslu şehirlerden biri olma özelliğini taşıyor. Akıllısı, delisi, hırsızı, kafasına göre sorguya çekeni, önüne gelene şırınga batıranı, puan avcıları, saygısız çaylakları... Sabır da bir yere kadar. Ama üniversiteydi, arkadaşlardı derken insanın ayağı buraya ister istemez bağlanıyor.