Ben de öyle yaptım.
Akşamdan biraz kırıklığım vardı. Kara'nın "üşüttün mü, ayağına sıcak su torbası koyalım mı, gene hırkasız geziyorsun, derhal yatıyorsun yoksa doktoru ararım" türevi iteklemeleri sayesinde kendimi on buçukta yatakta buldum. Mızıklanmam üzerine beni uyutmak için (!) Kara da yanıma uzandı. Sonuç? On dakika sonra yan yastıktan horultular geliyordu!

Parmak uçlarıma basa basa salonumuza, camın önüne geçtim. Aslında bir an evvel yatağıma dönüp kendimi Hypnos*un kollarına bırakasım vardı. Ama meret kaçtı mı kaçıyor işte! Yatakta tenceredeki dolma gibi dönenmektense, burada durmak daha iyidir diye düşündüm.
İyi ki de kalkmışım...
Yoksa hayatımın en önemli anlarından birini kaçırabilirdim.
Mutfağa gidip buzdolabından Yuu'nun hazırlayıp yolladığı -öncekiler değil, onlar çoktan bitti- çikolatalı bademli kirpileri olduğu gibi çıkarttım. Koca tabağı alıp, henüz sökmediğimiz yılbaşı ağacımızın önündeki kanepeye yerleştim.

Büyük bir arsızlıkla tıkınmaya koyuldum. Bir tane... Bir tane daha... Derken, hafifçe kasıldığımı hissettim! Nasıl yani?
Anlaşılan "birisi" bu gece yemeğinden hoşlanmıştı!
Nefes almaya bile korkarak hareketsiz kaldım. Bekledim. İşte, işte! Yine hissediyordum! O tanıdık hareket... Yüzünü bile bilmediğim, hakkında hiçbir fikir sahibi olmadığım o minik yabancı "ben buradayım" dercesine hareket ediyordu! Kuş kanadı gibi...Hafif hafif... İçimde bir bebeğin hayat bulduğu gerçeğiyle işte tam o anda yüzleştim.
Evet, fiziksel değişimlerim halsizlik, tutturmalar, ağlamalar... Ama bu bambaşkaydı! Aramızdaki ilk duygusal bağ kurulmuştu.
Islandığını farketmediğim yanaklarımı elimin tersiyle kuruladım. Yüzümde kocaman bir gülümseme olduğuna adım gibi emindim! Seri hareketlerle yatak odasına yöneldim, Kara bunu mutlaka duymalıydı!
Ayağa kalktığımı hisseden kanatlar, birden sessizleşti.
Kocamın ayakucunda dikilip bir süre yüzünü izledim. Ne de güzel uyuyordu... Kıyamadım. Hem ufaklık da susmuştu zaten. Kara'm kaç gecedir benim huysuzluklarım ve mide kazınmalarım yüzünden uyuyamıyor, gündüzleri zombi gibi geziyordu.
Usulca yanına kıvrılıp ayaklarımı dayadım...

* Hypnos, Yunan uyku tanrısı.



