20 Ocak 2011 Perşembe



Annem dün öyle bir bomba patlattı ki, hani kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi derler ya, tam o hesap.
Bana kardeş geliyor!!
İtiraf etmeliyim ki kızdım. Ama annem, benim kızacağımı düşünmüş olduğu için kızdım. İronik değil mi? :)
Şöyle açıklayayım... Ben her zaman için toplumsal kınamalara ve "elalem ne der" safsatalarına son derece kapalı bir insan oldum. Bu konuda anneme çekmişim.

Yani evet, sevgilimin hayatında benden evvel birçok kadın oldu.
Hiro'nun güvenilmez, iflah olmaz bir çapkın olduğunu öne sürenler var. Size ne? Bu adamla her gece aynı çatı altında, aynı yatakta uyuyan benim. Kalbinin derinliklerinde gerçekten ne istediğini bilen benim. Derdi millete mi düştü?

17 yaşındayım, hamileyim. "Bu yaşta anne mi olunur, çok erken, sen çok deli dolusun, altından nasıl kalkacaksın?"
Size ne?
Öyle de iyi bir anne olurum ki aklınız şaşar. Peh! Sanki benden küçük kardeşim olmadı da hiç bakmadım, bilmiyorum. Floyd benim çocuğum değil çünkü. Hohoyt!

Ah.. Tabii bir de gözü hala Hiro'da olup kapımızı aşındıranlar var ki, ayrı dram. Dizi yapsak AB grubu reyting rekorları kırar o derece.
Biz bir aileyiz yani artık. Aile. hani sizin hiç becerip de bir arada tutamadığınız aile. Anne - baba- çocuk. Bölünmez, kutsal bütünlük. Daha açayım mı? Yok, bence anlaması gereken herkes anladı.

Yani benim ailem size gelmez. Gözyaşları, ağlamalar, zırlamalar, laf sokmalar, Hiro'nun seveceği şekilde davranış kalıplarına girme çabaları. Beyhude! (Dedem bu lafı çok kullanırdı, toprağı bol olsun)

Haliyle, annemin hamile olması da kimseyi ilgilendirmez. "Aaa, anne kız aynı anda hamile, kadın anneanne babaanne olmuş gene doğuruyor, hem de kızıyla birlikte, büyük rezillik cık cık cık"
Yok canım?

Bence bu mükemmel bir deneyim olacak. Annemin bana bu zaman zarfında büyük destek olacağından eminim. Ayrıca bu hem tatlı hem zorlu 42 günü beraber geçirecek olmamız büyük şans. Her ne kadar kalabalık bir aileden gelsem de hem bebekler, hem de hamilelik süreci konusunda henüz deneyimlemediğim ve bilmediğim çok şey var. Ve doğum yapmaktan da korkuyorum. Ama annem yanımdaysa hepsini atlatabilirim.

Böyle de ana kuzusuyum işte!
Hiç belli etmiyorum değil mi? :)

Yalnız, altını çizmekte fayda var, Doğu-Buse-Hiro üçlüsüne gerçekten üzülüyorum şimdi. Eh, anne kız pek kaprisliyiz! Doğu hem annem hem benim için gayet pimpirikli davranıyor, Buse desen, eh hem karısı hem gelini söz konusu, öttürüyor resmen! Hiro nereye koşturacağını şaşırıyor bazen, geçen gün dalgınlıkla televizyon kumandasını buzdolabının içinde bırakmış! Ama gayet iyi idare ediyor. Ben de onu çok yormamaya çalışıyorum. Eee, ne de olsa süper kahramanların da bazen molaya ihtiyacı vardır değil mi? Eheheh...

Gelecek hafta annem ve Buse'yle buluşup, bizim bebekliğimizden kalma kullanılabilir durumdaki eşyaları ayıklayacağız. Çok nostaljik olacağına eminim!

Görüşürüz millet!!:)

Sonunda!

Söyle de kurtul derler ya, aynen öyle oldu.
Meğer kendimi kastığıma değmezmiş.

Bal'a sonunda hamile olduğumu ve birkaç gün arayla doğum yapacağımızı söyledim. Kahve fincanı elinden düşüyordu! Gözleri büyüdü, sonra oturduğu yerden fırlayıp kollarıma atıldı! Neredeyse iki senedir böyle içten kucaklaşmamıştık, içim bir garip oldu. Sonra hormonların etkisiyle ikimiz de ağlamaya başladık.

Anasının kızı işte, mantıklı bir genç kadın olma yolunda adım adım ilerliyor. İyi ki drama kraliçesi formatında bir evladım yok... Yemin ederim cinnet geçirirdim!

Lafı kısa kesmem lazım, ben yine havaalanına geçiyorum. Bu gece Antalya'da olmam lazım. Gece'm doğuma girmiş, yanında olmazsam içim rahat etmez.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Gerginim...


Gayet sakin bir sabah. Hava soğuk ve açık, gökte tek bir bulut bile yok. Trafik normal akışında, kırmızı çift katlılar sefere başlamış, insanlar işlerine çocuklar okullarına gidiyor. Şehir boyunca yeraltında kıvrılan labirentlerde dolaşan zombiler sanki kimsenin umrunda değil. Londra, her zamanki pervasızlığı ile kendini günlük kaosuna kaptırmış bile!

Giyinip çıkmam gerek. Bugün Bal ile buluşup konuşacağım. Hamilelik haberimi ilk onun öğrenmesini istiyorum, ama diğer yandan da son derece gerginim. Kafam da Doğu'da... Hala labirentte ve hiçbir zombiden korkmadığını cümle aleme ispatlamadan oradan çıkmamaya son derece kararlı! Hele bir sağ salim yanıma gelsin, üzerindeki küf ve zombi kokusu çıkana kadar çitileyeceğim kocamı! Küvetten dışarı adımını atamayacak!

Kobe sen yardım et... Bugünü başımız gözümüz sağlam atlatalım.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Mavi Çizgi

- HIEYYTTT!!!!
- Sevgilim dur sakin ol!
- Nasıl olabilirim, nasıl? Yıllardır bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum!

Doğu, çok istediği birşeye sonunda kavuşan çocuklar gibi gülüyor, yerinde duramıyordu. Eh, aslında bu tavir çok da yanlış sayılmaz. Çünkü kocamın evlendiğimizden bu yana benden bir bebek için deli divane olduğu devlet sırrı değil. İlişkimizin sağlamlığından emindi, doğru insan olduğumdan emindi, kendinden emindi... Ama ben zamandan emin değildim.

Bunca zaman sonra ve bu kadar yoğun bir çalışma temposunun içinde yeniden bebek sahibi olmak, bütün o hamilelik sıkıntısını sil baştan çekmek gözümde büyüyordu. Zaten daha okula bile gitmeyen iki küçük kızımız vardı, neden maceraya atılacaktık ki?

Ama gün geliyor, Kobe insanın kalbine "İşte şimdi bu doğru zaman" ilhamını veriyor.

İkimizin de son evladı geliyor.
Son Vargın, son Mumcu.
Kız mı olacak erkek mi diye bir derdim yok. Çünkü her şekilde çok sevilecek, onun için çıldıran devasa bir ailesi olacak. Cidden devasa ama! Yani biz bundan beş on popsene evvel Buse'yle "Aşiret olduk yahu!" derdik. Şimdi o olayı da aştık yani, bize ayrı bir şehir kurulsa yeridir!

Şimdi... Bu haberin üç kişiye çok dikkatli ve özenli bir biçimde açıklanması gerekiyor: Annesinin kendisiyle eş zamanlı hamile kaldığını öğrenince ne tepki vereceğini kestiremediğim şirret evladım Bal, Bikem ve gene Bikem!
Minik Bik beş yaşında ve "yeni bebek demek yeni oyun arkadaşı demek" mantığını benimsemiş durumda. Ama yavru Bik... İşte o konuda endişeliyim. Beni ve babasını deli gibi kıskanan iki yaşında bir kıza kardeşi olacağını açıklamak, daha önceden yapmış olsam da gene de gözümü korkutuyor.

Neyse bakalım, şu an bu konulara kafa yormak için pek uygun bir zaman değil. Birazdan sahneye çıkmamız gerekiyor. Doğu bana gitarımı taşıtmazken bu turne nasıl sonlanacak çok merak ediyorum!