- HIEYYTTT!!!!
- Sevgilim dur sakin ol!
- Nasıl olabilirim, nasıl? Yıllardır bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum!
Doğu, çok istediği birşeye sonunda kavuşan çocuklar gibi gülüyor, yerinde duramıyordu. Eh, aslında bu tavir çok da yanlış sayılmaz. Çünkü kocamın evlendiğimizden bu yana benden bir bebek için deli divane olduğu devlet sırrı değil. İlişkimizin sağlamlığından emindi, doğru insan olduğumdan emindi, kendinden emindi... Ama ben zamandan emin değildim.
Bunca zaman sonra ve bu kadar yoğun bir çalışma temposunun içinde yeniden bebek sahibi olmak, bütün o hamilelik sıkıntısını sil baştan çekmek gözümde büyüyordu. Zaten daha okula bile gitmeyen iki küçük kızımız vardı, neden maceraya atılacaktık ki?
Ama gün geliyor, Kobe insanın kalbine "İşte şimdi bu doğru zaman" ilhamını veriyor.
İkimizin de son evladı geliyor.
Son Vargın, son Mumcu.
Kız mı olacak erkek mi diye bir derdim yok. Çünkü her şekilde çok sevilecek, onun için çıldıran devasa bir ailesi olacak. Cidden devasa ama! Yani biz bundan beş on popsene evvel Buse'yle "Aşiret olduk yahu!" derdik. Şimdi o olayı da aştık yani, bize ayrı bir şehir kurulsa yeridir!
Şimdi... Bu haberin üç kişiye çok dikkatli ve özenli bir biçimde açıklanması gerekiyor: Annesinin kendisiyle eş zamanlı hamile kaldığını öğrenince ne tepki vereceğini kestiremediğim şirret evladım Bal, Bikem ve gene Bikem!
Minik Bik beş yaşında ve "yeni bebek demek yeni oyun arkadaşı demek" mantığını benimsemiş durumda. Ama yavru Bik... İşte o konuda endişeliyim. Beni ve babasını deli gibi kıskanan iki yaşında bir kıza kardeşi olacağını açıklamak, daha önceden yapmış olsam da gene de gözümü korkutuyor.
Neyse bakalım, şu an bu konulara kafa yormak için pek uygun bir zaman değil. Birazdan sahneye çıkmamız gerekiyor. Doğu bana gitarımı taşıtmazken bu turne nasıl sonlanacak çok merak ediyorum!


