2 Aralık 2010 Perşembe

@ Madrid with Hell Buse!



26 Kasım 2010 Cuma

Oy benim zavallı torunumm!!!!



Son Yazılan Blog

Of!

2010-11-24 13:00

- Kıvanç neden ödevini yapmadın?
- Şey öğretmenim...
- Aile ağacı o kadar da zor bir ödev değildi.
- Ama öğretmenim benim tam iki kardeşim, üç teyzem, beş dayım, on halam, dokuz amcam, bir o kadar yenge ve eniştem, üç kuzenim, altı yeğenim ve babaannemin üç tane eşi var, anneannemi, babamı, annemi ve beni de sayarsak elli kişiden fazla ediyor. Hepsinin isimlerini ve resimlerini alacak kadar büyük bir kağıt bulamadım.
- ...



Kıyamamm!!!
Eh be yavrum bana gelseydin ya, hazır yapılmışı vardı:)

8!


Sıkı tutun be kocamı!!

Bu sabah, öğleden sonra çıkacağımız Dubrovnik konseri için son hazırlıklarımızı yaparken -bunun akordu kaymış yahu, yedek teller nerede, kırmızı sütyenimi gördünüz mü?- Doğu tıknefes olmuş bir halde içeri daldı. Korkudan aklım çıktı!

Benimki bir saniyeliğine durdu, sonra "YEEE-HAAAAA!!!!" diye bir kovboy narası atarak üzerime atladı! Elmacık kemiklerime ve dudaklarıma aldığım öpücük darbelerinden (!) sıyrılıp "Yahu n'oluyorrr???" diye soramadım bile! Pam, Onat ve bizim teknik ekip de şaşkın şaşkın bakıyordu. Tamam bizim sevgi gösterilerimize alışıktılar da...

Doğu hepimizin yüzüne teker teker göz gezdirdi. Öpülmekten kıpkırmızı olan ben, ne olduğunu anlamaya çalışan tek kaşı havada Pam, "Hayırdır inşallaaahhh!" diye söylenen Onat ve az önce tanık oldukları ateşli (!) sahneden ötürü dumura uğramış ekip üyeleri... Sonra yavaşça ilerledi, bir kolunu Pam'in diğerini de Onat'ın omzuna attı:

"Bayanlar baylar. An itibariyle dünya listelerinde 8., Türkiye listelerinde ise 1. sırada bulunuyoruz!!"

"Neee!!!!!"
"Vuuuuuu!!!!!!!!!!!!!!!!!"
"Oley beeeeee!!!!!!!!"

Oda bir anda birbirine girdi! Sarılışanlar, kucaklaşanlar, halay çekenler! (halay başı Onat tabii) Neyse ki kimse altıpatları çekmeye kalkışmadı!
Zafer sarhoşluğuyla kadeh kaldırırken Doğu usulcacık yanıma gelip bir öpücük kondurdu ve "Sayende aşkım" dedi, "Senin ayağının uğuru bu".
Nasıl mutlu oldum anlatamam!

Bunca sistem değişikliği, bunca sıkıntı! Nihayet elle tutulur sonuçlar alıyorduk!
Konser saatine kadar gelen tebriklerle boğuştuk, özellikle de türümüzün duayenlerinden olan Cécile Dicker'ın bizi bizzat araması ve "Geriden siz geliyorsunuz artık huzur içinde emekli olabilirim!" diye tebrik etmesi hepimizi çok mutlu etti!

Şimdi sahne zamanı!
Spotlar yansın!

25 Kasım 2010 Perşembe

Family Tree





Click for larger view!:)

24 Kasım 2010 Çarşamba

Hüsran ve Sevinç Birarada!

Dün gece mezarlığa girmemizle çıkmamız bir oldu. Dakika bir gol bir Doğu tırmalandı, ben ısırıldım, böylece kendimizi dışarı dar attık. Hiçbir zombiden korkmadığımızı kanıtlamak da maalesef gelecek yıla kaldı.

Tam süklüm püklüm, zombilere lanet okuya okuya otele yürüyorduk ki, Doğu'nun telefonu çaldı. Meğerse Gece doğuma girmiş! Hemen otele koşturup üzerimizi değiştirdik. Sonra ver elini The Heart Foundation Hastanesi.

Gece'nin eşi -gerçi kendisiyle daha tanışamadık ama- Stockholm'deydi. Velhasıl sabaha kadar doğumhane kapısı önünde, koltuk tepesinde dikildik ki Deniz bey teşrif edecek diye. Öğlen saatlerine doğru hafifff bir içimiz geçmişti ki, hemşirenin müjdesiyle kendimize geldik.

- Hepimize geçmiş olsun! Annenin de bebeğin de durumu son derece iyi!

Aileden olmadığımız için paldır küldür içeri dalamadık tabii, bizimkilerin yukarıya odaya alınmasını bekledik. Gece'nin yüzü heyecandan ışıldıyordu, ben de Bal'ı kucağıma aldığım o günü hatırladım.



Deniz dünya sevimlisi bir bebek ve Gece'ye çok benziyor. Hoş, babasına da benziyor olabilir ama henüz bu konuda bir yorum getiremeyeceğim:) Şimdi Doğu haldır haldır Türker'e ulaşmaya çalışıyor, biz de minik çaplı bir isim partisi için doğrudan eve geçiyoruz.

Ne diyelim?

Hoşgeldin bebek!