Tam süklüm püklüm, zombilere lanet okuya okuya otele yürüyorduk ki, Doğu'nun telefonu çaldı. Meğerse Gece doğuma girmiş! Hemen otele koşturup üzerimizi değiştirdik. Sonra ver elini The Heart Foundation Hastanesi.
Gece'nin eşi -gerçi kendisiyle daha tanışamadık ama- Stockholm'deydi. Velhasıl sabaha kadar doğumhane kapısı önünde, koltuk tepesinde dikildik ki Deniz bey teşrif edecek diye. Öğlen saatlerine doğru hafifff bir içimiz geçmişti ki, hemşirenin müjdesiyle kendimize geldik.
- Hepimize geçmiş olsun! Annenin de bebeğin de durumu son derece iyi!
Aileden olmadığımız için paldır küldür içeri dalamadık tabii, bizimkilerin yukarıya odaya alınmasını bekledik. Gece'nin yüzü heyecandan ışıldıyordu, ben de Bal'ı kucağıma aldığım o günü hatırladım.

Deniz dünya sevimlisi bir bebek ve Gece'ye çok benziyor. Hoş, babasına da benziyor olabilir ama henüz bu konuda bir yorum getiremeyeceğim:) Şimdi Doğu haldır haldır Türker'e ulaşmaya çalışıyor, biz de minik çaplı bir isim partisi için doğrudan eve geçiyoruz.
Ne diyelim?
Hoşgeldin bebek!


