
Sıkı tutun be kocamı!!
Bu sabah, öğleden sonra çıkacağımız Dubrovnik konseri için son hazırlıklarımızı yaparken -bunun akordu kaymış yahu, yedek teller nerede, kırmızı sütyenimi gördünüz mü?- Doğu tıknefes olmuş bir halde içeri daldı. Korkudan aklım çıktı!
Benimki bir saniyeliğine durdu, sonra "YEEE-HAAAAA!!!!" diye bir kovboy narası atarak üzerime atladı! Elmacık kemiklerime ve dudaklarıma aldığım öpücük darbelerinden (!) sıyrılıp "Yahu n'oluyorrr???" diye soramadım bile! Pam, Onat ve bizim teknik ekip de şaşkın şaşkın bakıyordu. Tamam bizim sevgi gösterilerimize alışıktılar da...
Doğu hepimizin yüzüne teker teker göz gezdirdi. Öpülmekten kıpkırmızı olan ben, ne olduğunu anlamaya çalışan tek kaşı havada Pam, "Hayırdır inşallaaahhh!" diye söylenen Onat ve az önce tanık oldukları ateşli (!) sahneden ötürü dumura uğramış ekip üyeleri... Sonra yavaşça ilerledi, bir kolunu Pam'in diğerini de Onat'ın omzuna attı:
"Bayanlar baylar. An itibariyle dünya listelerinde 8., Türkiye listelerinde ise 1. sırada bulunuyoruz!!"
"Neee!!!!!"
"Vuuuuuu!!!!!!!!!!!!!!!!!"
"Oley beeeeee!!!!!!!!"
Oda bir anda birbirine girdi! Sarılışanlar, kucaklaşanlar, halay çekenler! (halay başı Onat tabii) Neyse ki kimse altıpatları çekmeye kalkışmadı!
Zafer sarhoşluğuyla kadeh kaldırırken Doğu usulcacık yanıma gelip bir öpücük kondurdu ve "Sayende aşkım" dedi, "Senin ayağının uğuru bu".
Nasıl mutlu oldum anlatamam!
Bunca sistem değişikliği, bunca sıkıntı! Nihayet elle tutulur sonuçlar alıyorduk!
Konser saatine kadar gelen tebriklerle boğuştuk, özellikle de türümüzün duayenlerinden olan Cécile Dicker'ın bizi bizzat araması ve "Geriden siz geliyorsunuz artık huzur içinde emekli olabilirim!" diye tebrik etmesi hepimizi çok mutlu etti!
Şimdi sahne zamanı!
Spotlar yansın!


