20 Ocak 2011 Perşembe

Return Of The Warlord

- Kocammm!!!!
- Ah kadın.. İki gram aklım kaldı onu da sen alma!!!!

Nasıl bir sarıldıysam!
Doğu'nun gözlerinin altı simsiyah olmuş, üstü başı parçalanmış, saçları kuruyan kan yüzünden birbirine yapışmış... Acıya dayanmak için kullandığı ağrı kesiciler ve yorgunluk yüzünden elleri titriyor... Onu o halde görünce donakaldım. Canım nasıl acıdı, üzüntüden bayılacağımı zannettim bir an. Neyse ki belimden sıkı sıkı kavradı da hemen kendimi toparladım. Yüzü ışıldadı hemen;

- Tamam, bitti, geçti. Artık kimse bana zombilerden korktuğumu söyleyemez. Başardım, başardık! Kocanla gurur duyabilirsin!
- Deli manyak, deli manyak! Çok merak ettim seni, bir damla uyuyamadım! Üzüntüden elden gidiyorduk ikimiz de!

Ellerimi yavaşça karnımın üzerinde kavuşturdum.
- Nereye ha nereye!? Kızdırma beni!

Burnuma parmağının ucuyla bir fiske attı, sonra öptü.
- Çok açım, çok yorgunum, çok kirliyim, her yerim rutubetten kaskatı kesilmiş. Ama değdi!
- Sevgilim, zombilerle Thriller dansın bittiyse, seni eve götürüyorum. Hem de hemen!
- İtiraz eden kim?

Arabanın kontağını çevirdim, on beş dakika sonra parketmiş, evimizin kapısına varmıştık.
Daha kapının ağzında Doğu'yu soymaya koyuldum.
Üzerinden çıkan bütün giysiler doğruca çöpe gitti (Zaten o zombi kokusu saatlerce ön yıkama yapsam da hayatta çıkmaz!) İçerden temiz bir sabahlık getirip giymesine yardım ettim, sonra da evden çıkmadan önce hazırladığım yemek tepsisini önüne koydum.

Menü: Çedar peynirli omlet, tavuk, salata ve tatlı olarak da elmalı turta.
Biraz uyumsuz gelebilir ama hepsi de Doğu'nun en sevdiği yemekler.





Nitekim tam da düşündüğüm gibi oldu. Benim yorgun savaşçı tabaklarda lokma bırakmadı!

- Doğru banyoya!
- Ya.. Yarın yapsak?
- Saçmalama! Enfeksiyon kapacaksın! Yürü!! Stilettolarımı çıkarttırtma bana!
- Uuu.. Haşin kadın! Tamam tamam, gidiyorum!

Doğu'yu küvette uyuklamaya bıraktım ve gidip hem ona hem de kendime birer kahve hazırladım. Daha sonrası malum...

- Ah dur! Acıyor orası!
- Ama tentürdiyot basmazsam olmaz!
- Üflesene yaaaa...
- Yakmaz bu.
- Yakıyor ama!!
- Doğuuuu!!!!!!

...

- Ya yetmez mi bu kadarlık?
- Kaçma dedim! Daha ayak bileğini sarmadık!
- Kaçamıyorum ki...