E şimdi Paris'in benim yanımda olup da, düğün organizasyonumuza parlak fikirleriyle müdahale etmemesi mümkün mü? Tabii ki değil!
İşin gırgırı bir yana, Paris başlı başına bir stil ikonu. Herşeyin en kalitelisini, en zarifini ve tabii en pahalısını bulur gelir, mükemmel kombinasyonlar yaratır. Mesela ben, eskiden sahneye yırtık bir kot ve üç beş tişörtle çıkardım - ta ki Paris benim turne gardrobumu elden geçirene kadar! Artık her konsere farklı ayakkabı, elbise ve ona uygun aksesuarlar ile çıkıyorum. İki şehirde üstüste aynı kıyafeti giyecek olsam, hatun kişinin sesi anında kulaklarımda çınlıyor: "Bikem! Seni beni delirteceksin! Sen bir starsın, idolsün, magazin basını her konserinde ön sıralardan seni izliyor, nasıl aynı şeyi giyersin! Ne yazarlar sonra hakkında!"
Yuu'nun düğününde "Wedding Day Survival Kit" ile çıkagelen Paris'ti. Pijama partilerimize Victoria's Secret'tan özel paketler hazırlatan da.. Hal böyle olunca, bizimki elinde kocaman yeşil bir Tiffany's kataloguyla gelince hiç şaşırmadım.
- Paris, bu ne böyle?
- Sana getirdim:)
- Bana mı, niçin?
- Şimdiii... Düğünde davetlilere illa hediye olarak birşeyler dağıtacaksınız, değil mi?
- Evet tabii ki.
- İşte ben de diyorum ki, bu katalogtan şöyle şık zarif birşeyler seçelim. Üzerine sizin baş harflerinizi filan yazdırırız, özel konuklarınıza anı olması için veririz. Hem daha önce hiç yapılmamış birşey, hem de anlamlı.
- Harika fikir!
Hiç hayır der miyim? Paris düşünmüşse iyi düşünmüştür! Böylece kataloğun sayfalarına hızlı bir dalış yaptık.
Ben beğendiklerimi işaretledim. Buse de bir baksın, o da hangilerini beğendi bir göstersin. Sonra geriye bir tek siparişleri vermek kalacak.


