
Züzü'nün vampir temalı, bol kırmızı şaraplı, vahşi düğününün ardından İstanbul'a döndük.
Yapılacaklar listemin başında doktorumla randevuya gitmek vardı.
Sen misin kaşınan?
Muayenehaneden elimde uzunnn bir listeyle ayrıldım:
- Sigara yok.
- Alkol yok.
- Kafein yok.
- Adaçayı yok.
- Ayak masajı yok.
- Sıcak suyla temas yok.
E ne yiyeceğim ben?
İşin aslı sigarasızlık hiç kasmıyor, ama kahve içememek beni deli ediyor. Nasıl bir kafein bağımlısı olduysam, kahve olmadan 7 / 24 zombiye bağlıyorum. Neyse...
Eve gelince ilk iş camları açıp temizliğe girişmek oldu. Her yer toz... İstanbul'un bu halini sevmiyorum zaten, tozu alıyorsun, biraz sonra bir dönüyorsun, o da ne? Demin sildiğin yer gene bir parmak toz! Ama sağolsun, Kara ortalığı toplamama çok yardımcı oldu. Perdeleri bile astı, o derece! Yukarılara uzanmayacak, abuk sabuk gerinmeyecekmişim.
Sözün özü bu. İstanbul'a dönmekten hiç memnun değilim. Ama kocam, çocuklar ve arkadaşlarım burada. Buse ve Kâdi turne arasındalar, Alarcın yanımda, Paris yanımda. Daha ne isterim?
Sanırım buldum!
Hande'mi... :(


