
Bir süredir İstanbul Üniversitesi'nde tekniğimi ilerletmek adına bestecilik dersleri alıyorum. Kara'yla aynı dersi alıyor olmak, ne yalan söyleyeyim, çok hoşuma gidiyor. Hiç yaşayamadığımız o "üniversiteli aşık" mizansenini, kampüste doya doya yaşıyoruz.
Ama kocam tembel bir öğrenci! İtiraf ediyorum, tüm notlarını benden fotokopi alıyor! Yetmiyor, dersimi de bloke ediyor! Her ders amfide tam arkama oturuyor, saçımla oynuyor, ensemi gıdıklıyor! Gel de delirme! Gel de delirme... Hoca diyor; "Armoni ve biçim bilgisi", benim aklım başka yerlerde...!
Yine de Kara'yla aynı yerde olmak çok eğlenceli. Ders aralarında koşup kahvemi getiriyor, sigaramı yakıyor, hizmette sınır yok yani ;) Utanmasa çayımın şekerini atıp karıştıracak da! Bazen birbirimizi tanımıyor ayağına yatıyoruz, koridorda yolumu kesiyor, deri ceketinin yakalarını kaldırmış, bir havalar bir edalar... "Pardon saatiniz kaç?"
Güleyim mi, kızayım mı, yoksa hart diye ısırayım mı karar veremiyorum!


