24 Aralık 2009 Perşembe

Something Old, Something New




- Bir eski diyorsun bir yeni. Nedir bu lafın Türkçe meali?

Birkaç gündür bazı arkadaşlarımdan ve burayı takip eden bazı kişilerden, blog başlığının ne anlama geldiğine dair mesajlar alıyorum.
Fikir, Buse'den çıktı. Bu, geçmişi taaa Victoria dönemine kadar dayanan eski bir düğün geleneğinin adı. Tekerlemenin tam metni şu:

Something old, something new,
Something borrowed, something blue,
And a silver sixpence in her shoe.

Özetlemek gerekirse, gelin adayının evlenirken üzerinde bir eski, bir yeni, bir ödünç ve bir de mavi eşya bulundurması gerekiyor. Ayakkabının içine de, bereket getirsin diyerekten gümüş para konuluyor. Valla benim fırıncı küreği kadar ayaklarım zaten o topukların üzerinde sızım sızım sızlayacağından, bir de kalkıp içine para atar mıyım bilinmez. Ama bu eski, yeni, ödünç, mavi geleneğine sadık kalacağım kesin.

Misal, "eski" nesnenin aileden kalma birşey olması lazım, "ödünç" nesnenin de mutlu evliliği olan bir kadından alınması. Eski eşyayı nereden buluruz cidden bilmiyorum, acaba Paris babaannesinin elmas küpelerini ödünç verir mi? Ama Paris daha evli değil. Hem o ödünç kapsamına girmiyor mu? Off...

Gene bunaldım!

Edit filan:
Tamamdır, Buse ve Hande sağolsun gerekli zımbırtılar toparlandı.

Hande elmas küpelerini verecek.
Rahmetli anneannemin gelin tacı da gardrobun üst raflarında bir yerlerde duruyordu.
Gelinlik zaten yeni olacak.
Paris'in zoruyla bacağıma geçireceğim mavi jartiyeri de sayarsak, herşey tamam sayılır.
Para mı?
Yok vazgeçtim. Ayakkabıma koymam ben birşey.


PHOTO CREDITS: MONSOON, NEW YORK STATE JEWELRY