
Fotoğraf, bundan bir önceki turneye ait. Johannesburg sokaklarındayız, ben susuzluktan geberiyorum, Alfredo'nun bronşiti azmış, güneş cayır cayır tepemizde. Ekstralar yüzünden yan çizen bar CEO'su ile de bir sağlam kapışmışız, bir garip haller içindeyiz. Buna rağmen Alf, kamerasını elden bırakmıyor, benim kendimi kaldırım tepesine dar atmış halimi kareleyiveriyor. Yetmezmiş gibi, o hasta haliyle bir de dalga geçiyor; "Bana bak dude, bundan sonra kölemsin, istediğim herşeyi yapacaksın. Yapmazsan bu fotoğrafları basında bil!"
Albümlere elimden geldiğince bakmamaya çalışıyorum artık. Çünkü biliyorum ki Alfredo ile yaşadıklarımız yakında maziye karışacak... Ve maziyi deşelemek de tahmin ettiğimden daha fazla yaralıyor.
Alf hasta. Uzun zamandır hasta. Sağlık durumu yüzünden turnemizi yarıda kestik, kayıtlarımızı erteledik, kendini toparlar diye bir ümit... Ama nafile. Artık çok az zamanı olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna rağmen alışamıyorum, düşününce yutkunmakta, sakin kalmakta zorlanıyorum.
Arsız bendmeytim, akşam saatlerinde Moskova'ya gelmiş olacak. Ona kendine bakmadığı için her ne kadar öfkeli olsam da, üzgün olsam da, kırgın olsam da, yine de son günlerini onunla beraber geçirmek istiyorum.
Keşke "son günler" demek zorunda kalmasaydım.
Ah aptal adam ah!!!
Aptal!






