Şafak 23 yaşına geldi, koca dana oldu. Evlendi. Aile babası oldu. Beni birbirinden civciv iki torun sahibi etti. En aklı başında, ayakları yere basan evladım derken, tak başıma boşanma çıkarttı. Yuu -gelinim olur- elimde büyüdü, öz kızım gibi severim, Şafak'tan ayırdetmem. Ama bu ikisi bazen hala dokuz yaşındaymış gibi davranmıyorlar mı deli oluyorum... Sonra ikisi birden "Ama anne!!" diye telefonda. Yok size anne manne! Aranızda halledin! Atarım terliği kafanıza! Kırın dizinizi oturun!
Şafak'tan iki yaş küçük olan Deniz, son bir iki seneye kadar beni her bağlamda çok uğraştırdı. Şimdi şükür Bikem'le tanıştı da hayatını bir hale yola koydu. Tahtalara vurayım, ben asi sıpamdan böylesi bir bağlılık performansı beklemiyordum. Demek olunca oluyormuş!
Ama şu an beni en yoran isim Bal.
Çok mu şımarttım ne oldu ben gerçekten bilmiyorum. İyi bir ebeveyn miyim ondan bile emin olamıyorum artık. Oflamalar, isyanlar, alıp başını gitmeler... Okul desen umrunda değil, kariyer desen bütün gün kafasını çizim defterinden kaldırmıyor. Graffiti sanatçısı olacakmış! Öfkeli vatandaşlardan kafana ye sopayı da gör! Ben seni beyninin kemiğini delsinler diye mi doğurdum!
Gitmiş bir de utanmadan kendi kafasına göre dövme yaptırmış... Daha 15 yaşındasın 15!!!
Efendim neymiş, 16 olsun alıp başını gidecekmiş...
Beter ol diyeceğim de, evlat işte... Kıyamıyorsun, diyemiyorsun.
Gene sinirlendim bak...
Nerede benim yasemin çayım?





