Evli bir kadın olmama on saatten az bir zaman kalmışken nasıl sakin olabilirim ki?
Çiçekler hala gelmedi -Çiçekçi düğüne 3 saat kala getireceğine söz verdi, taze olmaları gerekiyormuş. Hele bir geciksinler! Dava açarım dava!- Kara da benim sinirsel durumuma güvenemeyip son denetlemeleri yapmaya ve smokinini almaya gitti.
Kaldım mı otel odasında bir başıma?
Gelinlik bana bakıyor, ben gelinliğe bakıyorum.
Sonra gidip aynaya bakıyorum, alakasız bir yerden kaşımın çıktığını görüyorum. Tam elimde cımbız onu hallediyorum, bu sefer manikürüm bozuluyor. Haydaa.. Elimde aseton, rakı beyazı oje, uğraş ki düzeltesin. Ojeyi halıya döktüm zaten!
İmdadıma, yol haritasını benim için değiştiren Buse yetişti.
Önce halıyı asetonla sildi, sonra elime viski-çikolata ikilisini tutuşturdu, baktı telkin fayda etmiyor, beni kolumdan tuttuğu gibi ardına kadar açık olan balkon kapısının önüne götürdü.

- N'oluyoruz ya aşağı mı atacaksın beni?
- Evet biraz daha mızıklanırsan asfaltı boylayacaksın! Hadi drama queenim benim, nefes al!
- ....
- Daha derin daha derin!
Ben biraz kafam yerine gelince, odaya geri döndüm. Hatun kişi hain hain sırıtıyordu.
- Ne?
- Düğün hediyeni getirdim!
Bu bakışları biliyorum ben! Kesin muzur birşey çıkacak! Kırbaç? Jartiyer? Afrodizyak? Kelepçe? Kobe aşkına, bu kadın "hell" lakabını sonuna kadar hakediyor!
Siyah kurdeleli kutudan, üzeri mücevherlerle bezeli bir muşta çıkmaz mı?

- A aaa... E manyaksın sen!:)
- Bak Bik, bu bizim Kâdi'yle olan mükemmel ilişkimizin sırrı, mutluluğumuzun anahtarı!
- Ne yani, bu Kara'yı patalamam gerek anlamına mı geliyor?
- Ayyynen öyle. Ayrıca bunu yarın düğün günü elinde aksesuar olarak da görmek istiyorum:)
- Uuu.. Sert gelin ha;)
- Kesinlikle!
Şimdi gece yarısını bekliyorum.
Gelin buketinden önce -çiçekçi bittin sen!- taşımam gereken bir şey var: Av tüfeğim!
Mis gibi stres atacağım!
Ama...
Yarın o çiçekler gecikirse... Bir aksilik çıkarsa... O av tüfeğini çok farklı şekillerde kullanmam gerekebilir, şimdiden söyleyeyim!







