13 Şubat 2010 Cumartesi

Grrr...



Uçak biletlerimizi alıp akşam Londra'ya gitmek üzere kalan eşyalarımızı toparladık. Önden yolladığım arabamın yerine sağ salim ulaştığı haberini almak ruhumdaki yükü biraz hafifletti tabii... Ama bu yine de benim iflah olmaz sakarlığımın tutmasının önüne geçemedi. Pasaport kontrolü için kontuarlara doğru ilerlerken olan oldu, içini "fazla" doldurduğumun çantamın sapı, zaten heyecandan titremekte olan elimden kayıverdi. Onu dengelemeye çalışırken hopp diğerleri de! Sonuçta elimde bir yığın çantayla kendimi Atatürk Havalimanı'nın zemininde dağınık toplarken buldum! Kara, zavallım gülsün mü ağlasın mı, benim küfür yağdırma bombardımanıma mı göğüs gersin ne yapsın bilemedi.
Şimdi uçaktayız...
Şu son iki günü de bir kazasız belasız atlatsak daha ne isterim?


PHOTO CREDIT: GLAMOUR