7 Şubat 2011 Pazartesi

Aile Krizi

Konser öncesinde birkaç saat kestirmek ve ayaklarımı dinlendirmek üzere otel odasına çekildiğim sırada Ayşegül aradı.

Tam bel oyuğuma yastıkları muntazam yerleştirmiş, telefonu da alıp gayet neşeli bir sesle "Efendim güzel kızım!" diye açmıştım ki, karşı taraftan gelen hıçkırık sesleriyle taş kesildim. Ayşegül telefonda hüngür hüngür ağlıyordu, bırak konuşabilmeyi doğru dürüst anne bile diyemiyordu. Yüreğim ağzıma geldi. Kafamda binbir felaket senaryosu... Bizimkilerden birine birşey mi olmuştu? Herkes Tallinn'deydi. Onur? Gülru? Kobe korusun yoksa Morgana mı hasta? Tam o sırada karşı taraftan beklediğim ve duymaktan korktuğum cevap geldi:

- Anne ben çok kötü birşey yaptım!?

Saniyenin onda biri kadar ferahladım, Ayşegül kötü ne yapmış olabilirdi ki? Benim sessiz, sakin, olgun kızım ne yapmış olabilirdi yani? En fazla arabayı vurmuştur diye düşünerek;

- Ne oldu güzeller güzeli, dur ağlama ama?
dedim.

Kısa bir sessizlik...
- Anne... Ben sabah uyandığımda Alain'in yanındaydım.
- E olabilir, hepiniz Yuu'larda kalmıyor musunuz?
- Anne öyle değil işteeeee!!!!!!!!

Gene hıçkırık sesleri!
Donakaldım.
Ayşegül'ün Alain'e duyguları gözden kaçmayacak kadar barizdi. Hani siz kimse farketmiyor zannedersiniz ama aslında herkes biliyordur ya! İyi de Alain evliydi? Gerçi Esmeralda ne kocasıyla ne çocuklarıyla zerrece ilgilenmeyen, neredeyse evde bile durmayan sorumsuz kadının tekiydi ama bunu yargılamak bize düşmezdi ki?

- Ne oldu baştan anlatabilecek misin? Nasıl oldu bu iş?

Derin bir nefes sesi yankılandı.

- Dün gece ders çıkışında Alain birşeyler yiyelim diye mesaj attı. Ben de dışarı çıkacağız ya da Yuu birşeyler hazırladı onlara gideceğiz zannettim. Meğer Alain evde birşeyler hazırlamış. Esmeralda... Esmeralda yine yoktu, çocuklar vardı bir tek. Ben de işte evin toplanmasına filan yardım ettim sonra. Gitmeye hazırlanıyordum ki...
- Evet?
- Gitmeye hazırlanıyordum ki, Alain "Çok yoruldun gel iki kadeh birşeyler içelim" dedi. Buse Madrid'ten şarap mı getirmiş ne. Ben çok yorgundum, en son kanepede oturmuş gülüyorduk. Sonra sızdım sanırım, yemin ederim hatırlamıyorum! Sonra sabah... Sabah gözümü açtığımda Alain'in yatağındaydım.
- Birşey olduğuna emin misin?
- Anne çıplaktık!!!!!!!

Ve Ayşegül gene ağlamaya başladı.

- Alain ne dedi peki?
- O da hatırlamıyor, lanet olsun o da hatırlamıyor!
- Ayşegül, sen bunu hatırlamadığın için ağlamadığından emin misin?

Kısa bir sessizlik...

- Anne, Alain çok kötü bağırdı bana! Yüzündeki o ifadeyi görmen lazımdı, en son "Ben evliyim, ben evliyim, ben evliyim" diye sayıklayıp duruyordu! Evden nasıl kaçtığımı bilemedim! Ne yapacağım ben şimdi!???

Al işte! Bir anne şimdi kızına böyle ekstrem bir konuda nasıl bir tavsiyede bulunabilir ki? Şok! Skandal! Ama şu an kimin ne diyeceği ya da Alain'in ne hissetiği benim kızımın tek bir damla gözyaşından daha önemli olamaz!

- Ayşegül... Sıcak bir duşa gir, telefonunu kapat, sonra yat uyu. Alain senle bu konuda konuşmak isteyecektir eninde sonunda. Serinkanlı olmaya çalış, hatta mümkünse bu hiç olmamış gibi davran. Tamam mı?
- Ama...
- Aması yok Ayşegül, dediğimi yap!
- Peki anne...

Ben konser öncesi dinlenecektim değil mi?
Al, sıkıyorsa dinlen şimdi Bikem. Sıkıyorsa dinlen!