Ayakkabılarım!!!!!!

Pırlanta böyleyse takarım efendim!
Sonunda Doğu ile hayatlarımızı birleştirmeyi başardık!
İşin aslı, bütün organizasyonu baştan sona hazır etmek son derece zordu, malum turnedeydik. Singapur'dan çiçekçiyi ara, efendim Londra'dan pastaneyi ara, gelinlik provaları için kıtalararası İzmir'e uç... Ne oldu, telefon faturaları hepimize girdi. İyi de oldu, mis gibi bir davet hazırladık çıkardık!
Bilen bilir benim düğünlere olan düşkünlüğümü. Hele ki ben evleniyorsam! Herşey kusursuz olacak diye tutturuyorum. Bu sefer de yine öyle oldu. Aslında hiç gergin değildim ama Doğu'nun özene bezene süslediği gümüşi gri spor arabadan inip de Ayasofya'nın girişine ilerlerken gene birşey boğazımda düğümlendi, ellerim titremeye başladı.
Bu sefer herşey retro olsun istedim, nitekim öyle de oldu. Nedime kıyafeti işini Buse'ye bırakmıştım, şahane bir seçim yapmış. Kızların hepsi ellerinde zambak aranjmanlarıyla ve Topshop'tan alınma pullu dökümlü elbiselerle sıraya dizildiler.

Nikah şekeri işini de Paris üstlendi. Mor tülden -en sevdiğim rengin bu olduğunu söylemeye ne hacet!- tam rock'n roll işi zarif ve asi bir enstantene sipariş etmiş. Love Rocks!!!

Davete gelirsek... Bununla uğraşmak benim işimdi, nitekim bütün ailemizi ve arkadaşlarımızı biraraya toplayıp ufak (!) bir eğlence düzenledik.

Hande sahneyi ele geçirirken!

Düğünün en güzel kızı! Benden bile göz alıcı! Karşınızdaaa.. Bik!
Sonrası gece boyu dans, alkolün dozunu -her zamanki gibi- kaçıran misafirler... Bir ara Hande ve Murat'ı alı al moru mor üzerlerini düzeltmeye çalışırken gördüm, artık iki arada bir derede nereye sıvışıp ne yaptılarsa...


Happily Ever After!
Son durum budur.
Şimdi şişen ayaklarımı bu taşlı, kokoş cendereden kurtarıp biraz dinlenme ve birer kadeh daha içki doldurma zamanı!
Sanırım artık evliliğin sefasını sürmeye başlayabilirim ;)
Katılan herkese çok teşekkür ederiz!!
Bikem & Doğu Vargın


Pırlanta böyleyse takarım efendim!
Sonunda Doğu ile hayatlarımızı birleştirmeyi başardık!
İşin aslı, bütün organizasyonu baştan sona hazır etmek son derece zordu, malum turnedeydik. Singapur'dan çiçekçiyi ara, efendim Londra'dan pastaneyi ara, gelinlik provaları için kıtalararası İzmir'e uç... Ne oldu, telefon faturaları hepimize girdi. İyi de oldu, mis gibi bir davet hazırladık çıkardık!
Bilen bilir benim düğünlere olan düşkünlüğümü. Hele ki ben evleniyorsam! Herşey kusursuz olacak diye tutturuyorum. Bu sefer de yine öyle oldu. Aslında hiç gergin değildim ama Doğu'nun özene bezene süslediği gümüşi gri spor arabadan inip de Ayasofya'nın girişine ilerlerken gene birşey boğazımda düğümlendi, ellerim titremeye başladı.
Bu sefer herşey retro olsun istedim, nitekim öyle de oldu. Nedime kıyafeti işini Buse'ye bırakmıştım, şahane bir seçim yapmış. Kızların hepsi ellerinde zambak aranjmanlarıyla ve Topshop'tan alınma pullu dökümlü elbiselerle sıraya dizildiler.

Nikah şekeri işini de Paris üstlendi. Mor tülden -en sevdiğim rengin bu olduğunu söylemeye ne hacet!- tam rock'n roll işi zarif ve asi bir enstantene sipariş etmiş. Love Rocks!!!

Davete gelirsek... Bununla uğraşmak benim işimdi, nitekim bütün ailemizi ve arkadaşlarımızı biraraya toplayıp ufak (!) bir eğlence düzenledik.

Hande sahneyi ele geçirirken!
Düğünün en güzel kızı! Benden bile göz alıcı! Karşınızdaaa.. Bik!
Sonrası gece boyu dans, alkolün dozunu -her zamanki gibi- kaçıran misafirler... Bir ara Hande ve Murat'ı alı al moru mor üzerlerini düzeltmeye çalışırken gördüm, artık iki arada bir derede nereye sıvışıp ne yaptılarsa...


Happily Ever After!
Son durum budur.
Şimdi şişen ayaklarımı bu taşlı, kokoş cendereden kurtarıp biraz dinlenme ve birer kadeh daha içki doldurma zamanı!
Sanırım artık evliliğin sefasını sürmeye başlayabilirim ;)
Katılan herkese çok teşekkür ederiz!!
Bikem & Doğu Vargın




