2 Şubat 2010 Salı

Elliniko Metrio, Kara ve Çakma Şöhretler



Turne bitmiş ve düğün hazırlıklarını kolaylamış olmama rağmen hala sabahları erken kalkma alışkanlığımdan vazgeçebilmiş değilim. Uyu be Bikem! Az dinlen, şımart kendini! Ama yok...
Güne başlarken en sevdiğim şey de, hiç kuşkusuz sabah gazetemi daha kimseler didiklemeden elime almak, kahvemi (en acısından elliniko metrio) yudumlamak ve bu arada da günün ilk sigarasını yakmaktır. Bunlar benim yıllardır değişmeyen klasik sabah ritüellerim...
Bu sabah da yine terasta ayaklarımı uzatmış gazetemi okuyordum. Kara'nın geldiğini duymadım haliyle. Kedi çevikliği ile daireden içeri süzülen sevgilim, usulca sokulup arkamdan sarıldı. Tabii bendeniz bayan sakarın boş bulunup sıçraması ve kahvenin de bacağıma dökülmesi bir oldu! Ben ah of demeye kalmadan, Kara temiz ıslak bir bez buldu, önce bacağımı sildi, sonra da haşlanan dizime bir öpücük kondurdu.

- Özür dilerim sevgilim!
- Sorun değil bebeğim, öptün geçti işte:) Hoşgeldin!
- Hoşbulduk. Söyle bakalım neye kıkırdıyordun sen demin?
- Gazetedeki habere yahu.
- Neymiş o?

Masada duran It's Pop'u eline alıp açık olan sayfaya baktı:
Heroes of Rock sahnelere geri dönüyor... İstanbul'da olaylı seçimler... Suçlu ajanlar...

- Ahahahah bu ne ya!?
Sayfanın sağ yanındaki magazin sütununu yüksek sesle okumaya koyuldu:

Kanyon'da bir bedevi

IT'S POP MAGAZİN SERVİSİ


İstanbul'un gözde alışveriş merkezlerinden Kanyon'da önceki gün olaylı bir kovalamaca yaşandı. Bir gece önce yine konserini kaçırarak gece kulübü yöneticilerini çılgına çeviren ve müzik eleştirmenlerince yerden yere vurulan punk müzik şarkıcısı adayı Jale Tartal, görenleri şaşkınlığa uğrattı. Uyumsuz giyimi ve platin rengi saçlarıyla göze çarpan Tartal, magazincileri karşısında bulunca önce çevresine gülücükler attı, ardından da yüzünü poşetlerle saklamaya çalıştı.

Kara, sütunun altında yer alan minik fotoğafa bakarak bir kahkaha patlattı:
- Abi bu nedir ya? Ortalık kendini şöhret sanan insanlarla dolmuş da benim haberim yok! Halüsinasyon falan mi görüyorlar?

Kollarımı uzattım:
- Onlar hep vardı sevgilim, biliyorsun?
- İş disiplini sıfır, ses sıfır, müzikalite sıfır, provasını yapamaz, konserine çıkamaz benekli kedim.
- Amann sende, leyleğin ömrü iki lak lak değerler olmuş tepetaklak. Bırak sen bu çakma selebritileri de bugün ne yapıyoruz ondan haber ver?
- Kahvaltı? Beykoz?
- Mehhh...Ben Beykoz'u sevmem ki? Hadi sen geç şuraya da ben sana bir sucuklu yumurta yapayım. Çay da taze.
- Allaahhhh! Aşkımsın be! Ekmek var mı?
- Var var.
- Ama bak akşam yemeğe çıkacağız o zaman? Söz mü?
- İtiraz edeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun:)

Arkamı dönüp mutfağa doğru ilerledim. O sırada ayaklarını pervaza uzatmış sigarasını yakan Kara'm da yeniden gazetelere gömüldü. Çay koyarken, benimkinin İstanbul devrimi sonrası gelişmelerle ilgili söylenmelerini duyuyordum.