10 Ocak 2010 Pazar

Shop 'till You Drop!

Yuu ve Şafak'ın düğün için zaman daraldıkça, gerilim tırmanmaya devam etti. Biz de, yani sevgili dünürüm Buse ve ben, bu stresi üzerimizden atmak için alışverişe çıkmaya karar verdik: Her zamanki gibi.

- Nedimeler morlu eflatunlu giyecek ya, bizim için bir renk kısıtlaması var mı?
- Yok daha neler, biz düğün sahiplerindeniz. Şahsen ben kırmızı giymeyi düşünüyorum.

Böylece kendimizi ilk gördüğümüz mağazaya attık. Birşey bulabilmek ne mümkün? Düğünün bir ağırlığı vardır, gardrobumdaki mini, siyah, zımbalı, tüllü seksi şeyleri çıkartıp da katılamam ki törene! Ne var ki dükkanlardaki giysilerin pek çoğu da öyleydi.

- Bu nasıl?
- Çok kısa.
- Bu nasıl?
- Çok genç kız işi yahu.
- Ya bu?
- Ameliyathane yeşili gibi.

Dip taraftaki askılara yöneldim.

- Şunun kesimi fena değil gibi Buse.
- Bu ne yahu! Babaanne kesimi resmen, çiçek desenleri de ekle tam olsun!
- Puff...

Güya biz stres atmaya çıkmıştık. İyice gerildik.
Ama sonunda bir kombinasyon oluşturmayı başarabildik!