Kırık daire kapısının önünde dururken aklımdan geçen ilk cümle buydu. Üstelik dairenin karanlık holüne, yamulmuş kapının ahşap çerçevesiyle oluşturduğu dar açının içinden eğilerek geçmeden girebilmenin imkanı yoktu. Cadılar bayramı için özenle seçtiğim sirk cambazı kostümünün kıymıklara kurban gitmemesi için özenle içeri süzüldüm.
Ah! Lanet!
Bir küfür savurdum. Anlaşılan Kara evi gene toplamamıştı. Ayağıma takılan boş votka şişesini öteledim ve el yordamıyla ilerledim. Kimse yok gibi duruyordu. İyi de nişanlım neredeydi? Daire kapısı neden, nasıl ve en önemlisi kim tarafından kırılmıştı? Hırsız mı girmişti? İyi de bu hırsız mal mıydı, ne halt etmeye kapıları kırıyordu? Sinirden titreyen ellerimde ışık düğmesini bulmaya çalıştım. Koridor, vitraylı avizenin ışığı ile aydınlandı.
Yatak odasının kapısı aralıktı. Saniyenin onda birinde aklımdan bin türlü evham geçti. Her soru, kasvetiyle havada asılı kalıyordu, Kara'nın telefonu saatlerdir kapalıydı, dairesinin artık bir kapısı yoktu ve Petek de ondan haber almamıştı.
Kapıyı ittim.
- KARA!
- Ha? Ne? Aaa...
Benimkisi darmadağın çarşafların arasına yayılmış, sakalı bir karış uzamış horul horul uyuyor!
- Kara bu kapının hali ne? Ne oldu? Senin tipine ne oldu? Ev bu haldeyken nasıl uyuyabiliyorsun? Telefon neden kapalı? Deliye döndüm adam!
- Hişşş, tamam dur bi' sakin!
- NASIL SAKİN OLABİLİRİM!!????
Yatağın kenarına çöküp hıçkıra hıçkıra ağlamaya koyuldum. Kara ise doğrulmuş, ışıkları yakmış, pullu payetli mini şortu ve tüylü şapkasıyla boyaları akan bendenize bakıyordu.
- Sevgilim...
- Ne var ne?!
- Ya... Ben sabah botlarımı giymeye çalışırken sırtımı girişteki ayakkabılığa dayamıştım.
- Eee?
- İşte o devrildi. Devrilince de kapı sizlere ömür.
- E yani bu kapı sabahtan beri böyle. Neden yaptırmadın?
- Hayatım ölçü aldılar bugün dışardan, yarın sabahtan da eskici gelip bu devrilen dolabı alıp götürecek işte. İçerde monte edilmişti, kapıdan ha deyince çıkmıyor ki meret.
- E telefon?
- Şarjı bitmiş...
- Offf of! Çok sorumsuzsun, aklım çıktı!
- Üzgünüm sevgilim.
Sarıldı. Sonra da beni elimden tutup kaldırdı ve her zamanki gibi kendi etrafımda bir kere döndürdü.
- Nefes kesici görünüyorsun. Tam olarak ne kostümü bu?
- Sirk cambazı.
- Mmmm... Küheylanın olayım?
- Det! Manyak! Bi' cadılar bayramı sürprizi yapayım dedim içine ettin. Sen önce git şu sakallarını kes.
- Olmaz.
- Ne demek olmaz?
- Olmaz hayatım bu da benim kostümüm.
- Neymiş o kostüm?
- Mağara adamı.
Kahkahayı patlattım.
- Ahaha artık sana "kapısız yerden mi çıktın" dediklerinde ne cevap vereceksin merak ediyorum!
- Bizde yalan yok! Aslında ben kapı yerine şu kasaplarda takılan boncuklu perdelerden almayı planlıyordum.
- Karaaa!!!!!!
- Payetli de olabilir, daha yumuşak işi olanlardan?
- Kara dedim!
- Tamam ya... Sustum.



