Önceki gün, yer döşemeleri için son rötuşları yapan ustaları denetlemek için Londra'ya uçtum. (Evet, Kara resepsiyon alanının kaplanması için siyah beyaz karolar sipariş etmiş) Jetten iner inmez dekorasyon işiyle cebelleşen Hande'den bir telefon aldım.
- Alo Bikem, çiçekçideyim ben.
- Evet canım dinliyorum.
- Sipariş ettiğin bordo renkli güller yetişmeyebilirmiş, ek olarak hani ne olur ne olmaz diyerek papatya ayırtayım mı?
- Papatya mı? Delirdin sanırım! Çiçeksiz evlenirim daha iyi!
- Neden yahu? Papatyalar güzeldir?
- Nesi güzel yahu, kalın kalın sapları var, yıka salataya doğra istersen? Bana köy mezarlıklarını hatırlatıyor.
- Ay Bikemmm, saçmalama, papatya kadar naif çiçek var mı?
- Hande bak valla papatya ayırtırsan boğarım seni. Kıy paraya, ne olursa olsun o güller tamam olsun tamam mı canım?
- Tamam Bik tamam, sakin, halledeceğim. Söz.
Birkaç dakika süren sinir buhranımdan sıyrıldıktan sonra gidip ustaların başında durdum. Yerler şahane olmuştu ve tüm kırmızılı detayları yansıtacak şekilde düzenlenmişti. Listemi şöyle bir gözden geçirdim: Güller tamam sayılırdı, laleler hazırdı, papatya yoktu. Çok şükür! Zemin döşenmişti, dekor için gerekli ışıklandırma haftaya yerleştirilecekti... Herşey tamam gibi duruyordu. İyi haber! Gelinlik provaları bitip şamdanlar seçilince aşağı yukarı tüm iş bitmiş olacak.
Geriye sadece evin düzenlenmesi kalıyor ki, işte bu tam bir kabus. Çocukların odalarıyla herhangi bir sorunumuz yok. Ancak mutfağın, yatak odasının, banyonun ve salonun baştan düzenlenmesi gerekiyor. Ayrıca Batu, Kara, Simay ve Devrim için de yer açmak lazım.
Acaba...
Acaba sakinleştirici ve ağrı kesiciyi bir arada alsam birşey olur mu?
Üzerine de kas gevşetici?
Mis!!



