16 Ocak 2011 Pazar



Atlattık mı?
Galiba.

Dün gece benim çenesini tutamayan sevgilim yüzünden düğündeki tüm konuklar resmen mavi ekran verdi! Sen misin eline mikrofonu alıp "Bal hamile!" diye haiku okuyan? Yemin ederim bütün kafalar bir anda bana döndü, derin bir sessizlik oldu ve ben yerin dibine geçtim!!!!!

Gerçi birkaç saniye içinde çevrem kocaman bir kalabalıkla sarıldı ve neşeli tebrikler başladı. Ama ben gerçekten çok utandım, yani tamam hamilelik utanılacak birşey değil de ne bileyim, ben duyurumuzu aile içinde yaparız filan diye düşünmüştüm. Ve önce anneme söylemek istemiştim...

Yani insaf be Hiro, ben daha hamilelik fikrine kendim alışamadım ki?

E tabii şimdi siz de bakıyorsunuz Bal ve bebek ne alaka diye, değil mi?
Şöyle izah edeyim... Birkaç gündür sırtımın ne kadar ağrıdığı malum. Hiçbir şey yiyemiyorum, ağzıma koyabildiğim tek şey sushi. Ne alaka ben de bilmiyorum! Ve en beteri Yuu'ların evine adım atamıyorum, çünkü manolyalı mı yaseminli mi her ne haltsa bir oda kokusu koymuş yengem, bulantı tutuyor...

Neyse, en sonunda geçen sabah artık gerçekten bir terslik olduğuna emin oldum. Çünkü ayakkabılarıma sığamadım! Nasıl bir ödemse! Aklıma annemin hamilelikleri geldi. Zaten şüpheleniyordum ama son zamanlarda düğün hazırlıkları nedeniyle çok yorulmuştuk, düzgün uyuyamıyorduk ve vücudumun verdiği tepkilerin bundan kaynaklı olduğunu düşünüyordum. Yanılmışım! İlk işim bu düşüncemi Hiro'ya açıklamak ve onu eczaneye yollamak oldu.

Hiro'nun yüzü tepkisizdi. Ben de bu ihtimali onunla paylaşırken tedirgindim.

Malum Hiro henüz yeni reşit oldu, sağlam bir playboyluk geçmişi var, kızlar hala kapısını aşındırıyor ve bizim de aramızda resmi birşey yok. Babalık yükünü kaldırabilir mi bilmiyordum. Benden anne olur muydu, işte onu hiç bilmiyordum! Hoş, hala bilmiyorum! Yani Bikem ve Floyd benim nüfusumda ama çok şükür annem de Buse de sağ. Dolayısıyla benim bu ufaklıklara yaptığım anneliğin haftasonu park gezilerinden ve gece yatmadan evvel masal okumaktan öteye gitmişliği yok. Ama sorumluluğu tamamen bana ait bir çocuk!? İmdat?

İfadesiz sevgilimin eczaneye gitmesiyle geri gelmesi bir oldu. Uçtu mu ne yaptıysa artık... Kendimi tuvalete dar attım, testi kullandım, sonuç pozitif! Benim suratımda ağlamakla kahkaha atmak arası ifade, Hiro da aynı şekilde, yatağın kenarına çöküp yarım saat aptal aptal mavi çizgiye bakıp durduk. Sonra Hiro delirdi. Bildiğiniz delirdi!

Zıpladı, kendini o kanepeden o kanepeye attı, beni aldı havada döndürdü, sonra bebeğe birşey olur diye hemen yere bıraktı... Evin içinde manyak gibi koşturdu durdu!
O manyaklıkla da düğünün ortasında mikrofonu kaptı ve en ekolusundan "BAL HAMİLEEE!!" diye bastı haikuyu, verdi coşkuyu!!!!

Öyle yani...
Floyd'a durumu açıklamak biraz zor oldu. Minik çaplı terör estirdi, Hiro aldı karşısına konuştu ama fırtınanın etkisi halen sürüyor. Onu da bir dahaki sefere anlatırım artık. Aynı şekilde oturmaktan belim tutuldu!

15 Ocak 2011 Cumartesi

Gecenin sonunda...

Kilise bahçesine zebra girdi! Şafak ve Yuu'nun düğününde de aynısı olmuştu, bu zebralar nereden geliyor hakikaten bilmiyorum!



Tören salonuna dilenci girdi! Alain, Ayşegül'e balık tokatlama dansı yapmaya çalışan adamı tekme tokat dövdü, o arada da dudağı patladı. Olay polise intikal etti. Polisin yanında Bal'ın kulağından para çıkarmaya çalışan adam bir de Hiro'dan dayak yedi.

Hiro demişken... Hiro yazdığı DESTANSI bir haiku ile Bal'ın bebek beklediğini ilan etti. Floyd ağlama krizine girdi. (Edit: Floyd sakinleşmiş, kardeş geleceği için heyecanlıymış)

Doğu kendini payetli taytla sahneye attı. Elinde mikrofonla "I Love 80's!!" diye bağıran Doğu'nun şovu izleyenleri kendinden geçirdi, Ayşegül tarafından saniye saniye kaydedildi!



Murat ve Doğu'nun kolbastısı geceye damgasını vurdu.

Gelin çiçeğini kapan Daphne kendisi odaya kilitledi. Aida ve Nina'nın ısrarlı yumruklarına rağmen kapıyı açmamakta direniyor.

Serenity ve Onur, en son mekanın mutfağına doğru sıvışırlarken görüldü. İçerden gelen kokulara bakılırsa pastırmalı sucuklu yumurta yapmışlar!

En mükemmel şampanya... En mükemmel konuşma...


- Sevgili misafirler!

Masadaki bütün kafalar, gümüş bir bıçakla elindeki kristal kadehe zarifçe vuran Buse'ye çevrildi. İncilerle bezeli, Fransız ipeğinden giysisi içinde büyüleyici görünüyordu. Derin bir nefes aldı, gülümseyen bakışlarını bana çevirdi ve konuşmasına başladı;

"Şu yanımda duran kadın olmasaydı, ben büyük bir ihtimalle burada olmazdım. En karanlıklardayken bile beni tutup çekti, hep kalbimi aydınlattı. Ben ona derdim var demeden, o dermanım oldu. Sahip çıktı, korudu, kolladı ama en önemlisi beni çok sevdi. Ben de onu... En hırçın haliyle ve en uysal haliyle, ne yaparsa yapsın, ben gri kuğumu çok seviyorum. Çünkü o bendeki siyahı, ben ondaki beyazı dengeliyoruz.
Şimdi siz değerli konuklarımızın, hayır, benim kocaman, sımsıcak ailemin önünde söz veriyoruz ki;
Biz sonsuza dek birbirimizin ruhlarına sahip çıkacağız.
Kadehimi Bikem'e kaldırıyorum.
Karıma!"


She...



once upon a time
there were
two brides
an endless love
and friendship
they promised
each other
on 25/53
and they lived
happily
ever after

~ Paris Larsson