21 Ocak 2010 Perşembe

Bzzzzt!

Aslında bir "bzzzt!" kadar kolay değil bu iş!

Uzun zaman sonra ilk kez dövme yaptırmaya karar verdim. Ensemde ve belimde uzun zaman önce yaptırdığım iki küçük dövmem vardı zaten, ama bu sefer vücudumda beni simgeleyen birşey taşımak istedim. Bu yüzden atribüm olan baykuşu seçtim. Gerçi Buse çakal ya da karga (!) dövmesi yaptırmam konusunda oldukça ısrarcı davrandı ama... Neyse!

Baykuşumun tasarımını, çizim konusunda oldukça becerikli olan kızım tamamladı. Dövmecinin kapısına beni bırakan isim ise bizzat Paris oldu.
- Hadi bak hiç acımayacak, göz açıp kapayana kadar.
- Umarım düğüne kadar kızarıklıklar geçer.
- Geçer geçer, gelinliğin içinde harika duracak, biliyorsun:)

Bana saatler kadar uzun gelen bir süre sonunda, sol omzuma işlenen baykuş tamamlandı. Şimdilik iğne yerleri biraz sızlıyor, kızarıklıklar da kabuk bağlamadan çabucak iyileşecek umarım.


PHOTO CREDIT: OWL TATTOOS


20 Ocak 2010 Çarşamba

Kocamla kovalandık!

Bir değil, tam bir buçuk saat sonra beyefendi teşrif etti.
Bu esnada çikolata dükkanının önünde yarım saattir dikilmekte olan ben sıkıntıdan patlamış bir şekilde, içerden kese kağıdına doldurttuğum truffleları lüpletiyordum.

- Hu!
- Sana derler!
- Geldim hayatım geldim. Seçemedim. N'apıyoruz?
- Ne demek n'apıyoruz? Nereye gittin ki sen?
- Çok meraklısın yahu, ellerim koptu, şu kalan torbaları da arabaya götürelim hadi. Ne aldın sen?
- Hiçç... Bir yastık, biraz da truffle.
- Şey...
- Ney?
- Ya ben sana hediye almak için mağazaya girdim, talan ettim, üstüne bir de yetmedi tüm personeli seferber ettim.
- E seferberlik bir işe yaramamış desene!:)
- Yok sorun bende, titiz davrandım.
- Beni nasıl görüp beğendin çok merak ediyorum.
- İlk görüşte aşk benimkisi, seni bilemem, sen evliydin o zamanlar:)
- Ahahaha! Ben kim bu ortamdaki manyak demiştim!
- Ben de seni magazin dergisinde görmüştüm ilk, Şafak'tı sanırım kucağındaki, küçücüktü daha. Kim bu hatun neden tanımıyorum falan oldum, heavy metal yapıyordun bir de o zamanlar. Çocuk var, evli midir acep dedim, sonra arkadaşlardan öğrendim kötü haberi. Buluşmaya gelince elimden biramı düşürdüm be!
- Deli! Ama lafı çevirmeye çalışıyorsun, biliyorum:)
- Tamam tamam... Victoria's Secret'a uğradım, oldu mu? Kızardım da valla, alışık değilim iç çamaşırı alışverişi yapmaya. Sonra bir de gözüme kapüşonu kürklü deri bir ceket takıldı, onu alayım filan derken geciktim işte...
- Ayyy bakayım!!!
- Eve gidince bakarsın, hatta giyinirsin görürüm.
- Terbiyesiz! Gel buraya, öpücem!
- Herkesin içinde? Bak yarınki manşetleri görür gibiyim ha! Ünlü müzisyen ve vali yardımcısı Bikem Mumcu, eski rock yıldızı Kara İşcan ile alışveriş merkezinde kalabalığa aldırış etmeden tutkulu dakikalar yaşadı. Aldığımız kulis haberlerine göre, yakın tarihte evlenecek olan çift, aynı eve çıkmış.
- Kara?
- Aşkım?
- Paparazziler! Geliyorlar!
- Dedim di' mi?
- Adımlarını hızlandırrr, hızlandırrr... Güneş gözlüklerim nerde??
- Arabada unuttun! Saçını yüzüne topla.
- Konuşma da topukla!!!



19 Ocak 2010 Salı

Kocam beni ko-va-la-dı!

Yanlış okumadınız, Kara beni alışveriş merkezinin orta yerinde kovaladı!
Niye mi? Valla ben de bilmiyorum, bir saat sonra görüp öğreneceğim sanırım.

Nişanlımın daire kapısının görünmez (!) bir kazaya kurban gitmesi ve iflah olmaz derecede dağılmış olması sebebiyle, alternatif çözüm yolları arayışına giriştik ve sonunda en mantıklısının Kara'nın bana taşınması olduğuna karar verdik. Böylece müstakbel zevcim, Cihangir'deki savaş alanına dönmüş fakirhanesine veda ederek pılısını pırtısını topladı ve yanıma yerleşti.

Yerleşmesine yerleşti de, sonuçta benim iki katlı mütevazi evim, nasıl derler, biraz kız işi kaldı Kara'nın zevkinin yanında. Kapıdan içeri adım atan Kara, salonda sağa sola serpiştirilen leopar desenli yastıkları görünce biraz yüzünü buruşturdu ister istemez. Hoş, benim de onlardan kurtulasım vardı, sonuçta burası bizim ortak yaşam alanımız olacaksa, ortak zevklerde buluşmalıydık, değil mi? Turneden yeni geldiğim için buzdolabı da fare düşse kafasını yaracak bir hale gelmişti, bu yüzden aldık arabayı, vurduk kendimizi alışverişin çileli yollarına!

Çoğu kadının aksine, alışveriş yapmaktan nefret ediyorum. Diyelim ki bir ayakkabı mağazasına girdim -Paris'in kulakları çınlasın- ve bir çift çizmeye ihtiyacım var. Şöyle bir göz gezdiririm, kısadan denerim, alır ve çıkarım. Maksimum 15, bilemedin 20 dakika. Fazlasına tahammül edemiyorum. Dolayısıyla Kara'nın "Aşkım ya ben şimdi markete girdiğimizde raftaki herşeyi elimi sokup da sepete devirsem olur mu? Lütfennn!!" demesine hiç itiraz etmedim. Gerçi bir an için halimizin alternatif rock kliplerine döneceğini düşünmedim desem yalan olur ya, neyse!

Ev için gerekli gıda alışverişini tamamlayıp elimizdekileri arabanın arka koltuğuna dizdikten sonra alışveriş merkezine geri girdik. Bu esnada Kara "Ben birşey bakacağım, 20 dakika sonra çikolatacının önünde buluşalım" teklifini getirdi. Dudak büktüm ama üstelemedim. Dudak büküşümü itiraz olarak algılayan Kara, süreyi bir saate çıkarttı ve beni alışveriş merkezinin orta yerinde bırakıp bir yerlere arazi oldu. Umarım mantıklı bir açıklaması vardır!

Ben de fırsattan istifade biraz eve alışveriş yaptım. Şu sıralar kafamı düğün telaşesinden uzaklaştırmanın en güzel yolu bu sanırım. İşin dekoratif kısmını Kara'yla beraber halledeceğiz gerçi ama, şu yastığı görünce de dayanamadım. Kız işi mız işi n'apiyim!? Çok süslü bulursa ben de alırım, çalışma odamdaki pofili koltuğumun üzerine koyarım, hıh!



PHOTO CREDIT: SHANALOGIC



17 Ocak 2010 Pazar

18. 01. 2010 ... Yuu ve Şafak'ın düğününe saatler kala ...

- Rezene! Rezene çayım nerede kaldı?
- Ayaklarım şişmiş, of!
- Migrenim tuttu gene, buralarda asprin var mı?
- Nefesini tut, karnını az içeri çek, kapanacak şimdi şıp diye!
- Aranjmanlar geldi mi?
- Hande'yi bulun bana!
- Handeee, Anatolya gene üstüne kustu!
- Elin ayağın rahat dursun, gelinliğe oje bulaştıracaksın şimdi!
- Küpemin arkasını bulamıyorum!
- Jartiyer! Mavi jartiyer nerde!?
- Çıkarın şu kravatı, boğuluyorum!
- Kol düğmeleri mecburi mi yani şimdi!?
- Ay on tane kolum yok ki! One minute! Time-out! Oksijen!
- Hande dedimm!!!